BAŞBAKAN ERDOĞAN İLK DEFA HAKLI "KKTC Türkiye'ye Nankörlük Yapıyor"

Dikkat, yeni bir pencerede aç. Yazdıre-Posta

IWIW megosztásStartlap kedvenchezLink megosztása: Del.icio.usTwitterAjánlás a linkter.hu-raAjánlás a vipstart.hu-raFacebookDiggAjánlom a GururaBlogtér ajánlás

Artan terör olayları ve başarısızlık itiraflarıGeçtiğimiz Ocak ve Mart 2011'de Kıbrıslı Türk STK sendikaların düzenlediği ve Rum bayraklarının daha göze çarptığı "Toplumsal Varoluş" mitinginde taşınan döviz ve pankartlardan bazıları;
"Ayşe'nin parası bitti tatilde rezil oldu, herkesin malına kondu tatil bitti"  "Askersiz Kıbrıs"
"İşgalci, Yalaka, İşbirlikçi"
"İşgale son"
"Geldikleri gibi giderler"
"İşgalci T.C. Devleti defol"
"Kurtarıldık mı anam benim"
"Has......tir"
"İtaat etmiyoruz"

Bu pankartları ve dövizleri taşıyan açıkça Türkiye Cumhuriyeti'ne başkaldırmıştır.
Bizce Başbakan Erdoğan ilk kez KKTC'ye yönelik eleştirisinde haklı olduğunu görüyoruz. Bu T.C.'ye saldırıdır,nankörlüktür. 20 Temmuz 1974 ve 14-16 Ağustos bir ve ikinci olarak Kıbrıs Türk'üne yapılan eziyet,zulüm, baskı, asimilasyon hareketlerini kabullenemeyen Türkiye Cumhuriyeti'nin o zamanki Başbakan'ı merhum sayın Bülent Ecevit ve sayın Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan başkanlığında toplanan Meclis Milletvekilleri ve kahraman ordumuz "AYŞE TATİLDE" parolasını aldı ve Kıbrıs'ta yaşayan Türk kardeşlerini, Türk dindaşlarını, Türk yurttaşlarını kurtarmak için harekete geçerek bir kahramanlık öyküsü yazdı ve Kıbrıslı Türk'ü EOKACI'ların baskı ve işkenceleri ile katledilmekten kurtardı...
HEY GİDİ GÜNLER HEY, harekat başladığı yılları öncesi ve sonrasını çok iyi hatırlıyorum. Ege bölgesinde bir ilde yaşıyordum ve yüksek öğrenimime devam etmek istedim. O zamanlar yüksek okula girmek için gereken puan epey yüksekti ve tutturamadık, daha sonra şimdiki açık öğretim ayarında olan "Mektupla Eğitim Programını" tutturmuştum, yine ege bölgesinde bir okula kaydımı yaptırdım.
O sıralar Kıbrıs'ta karışıklıklar sürüyor, gazeteler ve radyolarda Eokacı Rumların Kıbrıs Türk'üne yaptığı zulüm ve vahşetler yazıyor ve anlatılıyordu. Baştaki hükümet ise olası bir savaş hazırlığı için karartma uygulamasına geçmiş Türk halkı hep bir ağızdan "KIBRIS VERİLEMEZ", "KIBRIS TÜRKÜ RUM VE YUNAN ZULMÜNE KAŞI KORUNMALI" vb. sloganlar atılmakta, yürüyüşler yapılmakta, kahramanlık türküleri radyolarda seslendirilmekte idi. O tarihlerde bir memleket sevdalısı Karaoğlan rüzgarı hakimdi. Gerek hükümetin, gerek ordunun ileri gelenlerinin demeçleri, gerekse kahramanlık türküleri, İzmir halkının toplu haykırışlarının yansıttığı yürüyüş ve toplantılarda atılan Kıbrıs Türk'ünü koruma kollama ve ezdirmeme, Yunan-Rum zulmünden kurtarılması gerektiğinin düşüncesi ile yapılan her türlü hareket bende ve halkta Atatürk'ün verdiği mücadele kapsamındaki fikirleri doğrultusunda milliyetçi mücadele coşkusunu kabartmıştı, halk işi gücü bırakıp evini çocuğunu unutmuş vaziyette askerlik şubelerine tekrar askerlik yapmak ve Kıbrıs'a gitmek için müracaat ediyordu, ben de askerlik çağlarında isim. Hemen okulla ilişiğimi keserek askere gitme kararı aldım ve askere gittim. Okullar Kıbrıs Türk'üne yardım için askere müracaat edenler yüzünden yavaş yavaş boşalıyordu, açıkçası Kıbrıs Türk'üne yardım için eğitimini terkediyor, işini gücünü bırakıyordu... Ege-Marmara ve Trakya bölgelerinde yer yer karartma uygulaması yapılıyordu.
20 Temmuz 1974'de Kıbrıs Türk'ünü Rum ve Yunan zulmünden kurtarmak için birinci barış harekatı hükümet emri ile Kıbrıs'a düzenlendi ve çok kısa bir sürede ordumuz Rum Eokacıları etkisiz hale getirmiş havadan, denizden ve karadan Kıbrıs'a artık girilmişti. Emperyalist ABD dur yeter diyordu, Yunan yanlısı Avrupa ülkeleri de araya girince barış harekatı sonlandırılmaya çalışıldı ama ordumuz artık orada idi. Yer yer Rum baskısı halka karşı devam ediyordu. Türkiye bu işi tamamen halletmek istiyordu, Karaoğlan Kıbrıs'ı al diye halk hep bir ağızdan bağırıyor yeter artık diyordu. 14-16 Ağustosta Türkiye yavru vatan Kıbrıs'a ikinci barış harekatı düzenleyince ve Türk ordusunun kararlı olduğunu gören Rumlar ve Yunanlılar ateşkes istemek zorunda kalmıştı. Türk ordusunun başarısı dalga dalga yayılmış, herkes tek vücut olmuştu, paraşütçülerimizin kahramanlık mücadelesi ile hop oturup hop kalkıyorduk. Sonuçta orada yaşayan soydaşlarımız korunuyor, zulümden kurtarılıyordu, acemi birliğine katılmak için Balıkesir Burhaniye'ye gittim, oradaki birlik kalktığından bizleri Antalya Çavuş Talimgah'a gönderdiler, ikinci barış harekatı bitmişti...
Ama yine de ben Kıbrısa gitmek ve orada askerliğimi ifa etmek istiyordum ve nihayet birlikten Kıbrıs için seçmeler yapıldı. Sadece bulunduğumuz alaydan 15 civarı otobüs bayraklarla donatılmış halde yola çıktı, herkes neşeli isi, Kıbrıs kahramanlık hikayeleri hala sıcaklığını koruyor ve Kıbrıs'ın tamamen alınması için baskılar artıyordu. Halk konvoyumuzu coşku ile uğurluyor biz de otobüs pencerelerinden onlara kepleri sallayarak selam veriyorduk. Çok sevinçli idik, otobüs marşlarla inliyordu, bazı arkadaşlar giysi ve keplerini çıkarıp coşkulu halkla otobüsten atıyordu, Mersin'e vardık, sahilde portatif eğitim çadırlarımızı kurduk ve başımızdaki komutan bu gün buradayız emir gelinceye kadar bekleyeceğiz dedi. İkinci geceydi, komutan herkes çadırını eşyasını toplasın hazırlansın dedi ve hazırlanıp sahilin diğer yanına doğru gittik, bizi bir L-404 bekliyordu. Hemen gemiye bindirdiler ve geminin bodrum katına yerleştirdiler. Üst rütbeliler üst katlarda idi, makine dairesi gürültüsü içinde bodrum katta sessizce bekledik ve nihayet gece 02:00 sularında bindiğimiz gemiden bizi indirdiler, karşımızdaki surlarda ve duvarlarda kurşun, bomba deliklerini ve yarıkları görüyorduk. Gemi önünde bekleyen reolara bizi bindirdiler, çıktığımız yeri orada öğrendik... Magosa idi... Yolculuk sonucunda havancı olduğumuzdan ve ateş idare eğitimi aldığımızdan bizi voniye indirdiler, ileri gözetleyici ve ateş idare çavuşu olduğumdan beni yanıma bir Trakya tarafından bir Edirne'li arkadaşı vererek 244 rakımlı tepe ve yeri köyü ve civarındaki hedefleri gözetleyecek şekilde harita, teleskop, dürbün ve manipleli telsiz telefonu da yanımıza vererek daha önceden kazılmış irtibat hendeğinden geçerek Birleşmiş Milletler görevlilerinin sınır diye belledikleri geçiş güzergahına yakın gözetleme mevziine yerleştik...Karşımızdaki Rum mevzileri ve daha ilerideki Rum köylerini teleskop ve dürbünden rahatça görüyorduk, mevzi topraktan yapılmıştı, irtibat hat kablosu orada önceden çekilmiş vaziyette idi, Rum askerleri de kendi görevlerini yapıyorlardı...
Evi barkı unutmuştuk, dört bir yanımız deniz... Akşam geç vakitte eşyalarımızı alıyor yine Lefkoşa'ya yakın ve yer altında bulunan havan takım istirahatgahına dönüyorduk, ranzalarımız yer altında idi, bir nevi koğuştu. Çatışmalar durmuştu, bazen yer yer sınır ihlali ve silah sesleri duyuluyor, taciz ateşi yapılıyorsa da oluşan milli duygular hepimizde Kıbrıs Türk halkının namus ve güvencesi için orada olduğumuzu bize kabul ettirmiş, o şekilde görevimizi başarıyla ifa etmiştik. Kıbrıs'ta Rumlar her bir Türk köyünü çevreleyecek şekilde kendi yerleşim yerlerini, köylerini kurmuş olduklarını gözlemledim, çoğu yer öyleydi. Bu da şu anlama geliyordu, Türkler diğer bir Türk köyüne gitmek için mutlaka Rum köyünden geçmek zorunda idi. Yani yapısal denetim direk göze çarpıyordu. Bu sayede her Türk'ün hareketi nereye gidip geldiği bir nevi rahatça izlenmiş oluyordu...
Rumlar bir nevi bu şekilde yerleşim yerleri oluşturarak denetim altına almıştı. Kuzey Kıbrıs'ın her tarafı Türk ordusunun ve askerinin kahramanca çatışmalarının yaşandığı izlerinin görüldüğü bir yerdi, Kıbrıs halkını şanlı Türk ordusu ne de olsa Rum-Yunan zulmünden kurtarmıştı, Beşparmak dağlarındaki Rum beton koruganları görenler, mevzileri görenler buralarda nasıl bir şiddetli çatışmanın yaşandığını rahatça görebilirler.
Girne'ye yakın yerde binlerce şehit Türk askerinin derlenmiş ve düzenlenmiş mezarlarını görenler Türkiye Cumhuriyeti'nin bir avuç Kıbrıs Türk'ünü kurtarmak için son nefeslerini orada verdiklerini rahatça görebilirler, yukarıdaki slogan ve pankartları onlarda görüyor ve izliyor, ruhları üzüntü içinde huzursuz, Türkiye Cumhuriyeti hükümeti Başbakanı Erdoğan'dan başkası siyasi rant uğruna bu davranışı lanetlememiş ve tepki göstermemişti. Muhalefet partilerinin hepsinin bir ağızdan T.C. ve askeri sizlerin namusu, sizlerin rahat, huzur ve güven içinde orada yaşamanız için var demeliydiler ve Başbakan'ı istemeseler de bu yönde desteklemeliydiler.
Yukarıdaki pankart ve dövizleri herkes gibi biz de izledik, kahrolduk. Kıbrıs Rumunun Avrupa'nın ABD'nin ve İngilizlerin kışkırtmasıyla hareket eden Kıbrıs'lı olan ve bu pankartları, dövizleri taşıyan tüm kişileri naletliyoruz ve sayın Başbakan'a ilk kez bu konuda tepkisini gösterdiği için Kıbrıs'ı gören ve orada görev yapan bir asker olarak hiç olmazsa şehit askerlerimizin ruhlarını okşadığı, şad ettiği ve gazilerimizin de onurlu mücadelesini tekrar hatırlattığı için, ordusunu koruduğu için ağzına sağlık diyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti ve Türk ordusunun başarılı barış harekatı sayesinde özgür, bağımsız KKTC'yi oluşturdunuz. Diğer ülkelerce tanındınız, kendi Cumhurbaşkanınızı kendi Bakanlarınızı, vekillerinizi seçtiniz, dış ülkelerce KKTC yetkilisi olarak gitmeye başladınız. Geriye dönüp baktığınızda T.C. ve T.C. ordusuna, halkına neler borçlu olduğunuzu bir kere daha görmüş olacaksınız.
Şayet dürüstseniz, Türk milleti, Türk yurttaşı, Türk ordusu nankörlükten hiç mi hoşlanmaz.
Binlerce gencecik evladını şehit vererek,
Geride dul, yetim ve gözyaşı bırakarak,
Bir ayağını, bir elini, bir gözünü kaybederek ama yine de soydaşlarımız için savaştık diyebilecek kadar onurlu davranış sergileyerek, barışı, bağımsızlığı, demokrasiyi ve Cumhuriyeti size sunan Türkiye Cumhuriyeti'dir.
Kıbrıs Türk'ünün de kabul edilemeyecek bu davranışlarından dolayı topyekün Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ve ordusundan özür dilemesini bekliyoruz.
Yine bu harekatı başlatan T.c. hükümetinin o zamanki Başbakan'ı yiğit Karaoğlan Bülent Ecevit ve Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan 'dan ve Kıbrıs'taki şehitliği ziyaret edip tüm şehitlerden ve de hala orada bulunan şanlı ordumuzdan özür dilemelerini bekliyoruz. Kıbrıs dikkat, Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur....
Sağlıcakla Kalın...

BARIÅž HABER

JP-Bookmark