Türkiye'de Barış Gazetesi abone olun kitabınız-gazeteniz ve Atatürk posteriniz adresinize ücretsiz ulaşsın
ERDOĞAN; EKONOMİ İYİ GİDİYOR, SEÇİMLERLE BİR İLGİSİ YOK DİYOR...!

Başbakan Erdoğan'ın Atv'de 17.02.2008 günü canlı yayında soru ve cevapları yönlendiren ve yayını yöneten kendisi imiş gibi davranışı benim olduğu kadar sizlerin de dikkatini çekmiştir, spora ara sıra girerek konuyu da dağıtmasını, sabah ve Atv'nin satışından sonraki değişiklikleri de gözönüne aldığımızda sorular ve cevaplar kendini tatmin edecek şekilde olduğundan, çok rahat ve bol bol gülerek bir orkestra şefi, yayını hazırlayan ve katılanların da başbakanlık emrinde bir memur imiş gibi disipline tavırları da dikkat çekiciydi. Ekonomi iyi diyen bir AKP zihniyetinin bazı durumları görmemezlikten gelmesi çok düşündürücü, kömür dağıtımı ile ilgili bir soru yöneltildiğinde Erdoğan kendileri gelmeden önce 18.000 insanın yardıma ihtiyaç duyduğunu, kendileri döneminde bu sayının 12.000 - 13.000'e indiğini, bunun da ekonomik durumun iyiye gittiğini gösterdiğini belirte dursun, bir de aşağıda izah edeceğim hususlara bakalım ve değerlendirelim, hangisi doğru

  • 2008 içinde,
  • MHP Hatay Milletvekili Turan Çirkin'in dağıtılan kömürlerle ilgili verdiği soru önergesini TKİ Pazarlama ve Satış Dairesi'nin bilgi notuyla Başbakan adına yanıtlayan İçişleri Bakanı Atalay, kömür yardımı uygulamasının 2003'te başlatıldığını, 2003-2007 arasında 5 miyon 862 bin 722 ton kömür dağıtıldığını, bu kadar kömürün hazineye maliyetinin yaklaşık 1 milyar 8 milyon YTL olduğunu, bugünkü döviz kuruyla bu rakamın 849 milyon 588 bin 640 ABD doları olduğu, kömürlerin bedelinin Anayasa ve KİT Kanunu'nun ilgili hükümlerince valilikler aracılığı ile hazine tarafından karşılandığını,

  1. 2003'te 687 bin 763
  2. 2004'te 1 milyon 56 bin 927
  3. 2005'te 1 milyon 329 bin 330
  4. 2006'da 1 milyon 273 bin 265

Ton dağıtıldığı, kesinleşmeyen hesaplara göre 1 milyon 515 bin 487 ton olduğu, bu kömürlerin 9095'inin TKİ'nin üretim yaptığı ocaklardan sağlandığını ifade etmiş,

Hazineyi bireyin özgür iradesini etkileyerek oy alma uğruna çökertmek değil mi bu hareket? Verilen kömürler gerçekten ihtiyacı olanlara mı gitti? Parti ayrımcılığı oldu mu? Parasız vatandaş kömürün ne kadarını kullandı? ne kadarını satarak paraya çevirdi? Bunlara açıklık yok, ekonomi iyi diyen AKP'nin ekonomiyi iyi göstermek için hazineyi boşaltması doğru mu? Millete iş imkanları yaratma projelerine bu kadar para harcansa ne onurlu yurttaşlarımız yardıma muhtaç hale getirilmese daha iyi değil mi?

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı oy uğruna değil, seçim yatırımı değil, bir ilgisi yok dese de işte memleketim insanının hali...

Türban sorunu üzerine odaklanmış ekonomiyi iyi gösteren bir AKP hükümeti ve Belediyecilik anlayışının perde arkası daha;

İstanbul Büyükşehir Belediyesi geçen yıl uygulamaya koyduğu "Sosyal Yardım Alışveriş Kuponu" sayısını iki katının üzerine gelen taleplerin karşılanamadığını, mevcut kuponların bittiğini, artışın ihtiyaçtan kaynaklandığını, belediyenin bu kuponları dar gelirli ailelere dağıttığını Sayın Başkan Topbaş ifade ede dursun;

Kişiye özel olarak düzenlenen ve taklit edilmelere karşı hologram ile kimlik bilgilerini içeren bu kuponlardan 2006 ve 2007 yıllarında 600 bin'er adet dağıtıldığı, toplam değerinin 15 milyon YTL tuttuğu ve 136 bin 555 aileye değeri 25 YTL olan kuponların aile nüfusuna göre 4-5 adet verildiği, Kiler-Şok-Tansaş ve Migros alışveriş merkezleri ile anlaşma sağlandığı bu yıl yani 2008'de 38 milyon YTL'yi geçeceği kupon sayısının 1 milyon 500 bin'e çıkyığı toplam değeri 37,5 YTL olan kuponların basım ve dağıtım işinin ise 7,5 milyon YTL'ye ihale edildiği,

Rakam ve sayılar ekonominin iyiye gitmediğini, işsizliğin ve alım gücünün arttığını, vatandaşın fakirleştirildiğinin göstergesi değil mi?

AKP'nin bu fakirleştirilen insanlara yardımı gerçekten insani mi yoksa seçim yatırımı düşünülerek yapılan bir yardım mı olarak yaptığı;

Ekonomik durumunu bildiği vatandaşın bu hale getirilmesi bu hükümetin anlayışının neticesi değil mi? Yukarıdaki kömür ve kupon yardım miktarı Sayın Başbakan'ın ağzından çıkan rakamların çok üstünde çıkmıyor mu? Diğer şehirlerde olan seçim yatırımı AKP yardımları bunlara dahil değil. Görülen odur ki; 2009'da bu miktarların daha da çoğalacağıdır.

İş olanakları projesine ağırlık veren bir anlayışın sergilenmesi daha iyi olmaz mıydı? Ekonominin düzlüğe çıkması için yatırımlara şehircilik düzenlemesine gitseydi bu paralarda vatandaş yardıma muhtaç duruma getirilmeseydi daha iyi değil miydi?

Sayın Başbakan İstanbul'daki evinin karşısındaki berberin olduğunu göstererek bak ekonomi iyi diyor,

Ama tıklım tıklım işsiz yığınlarının yer aldığı kahvehane ve kafelere işe bakma gereği duymuyor, orada tartışma çıkmaması için sabahtan akşama kadar bir çay içerek belki bir ameleye ihtiyacı olanlar olur diye bekleyenleri görmemezlikten geliyor ya da biliyor da şimdi kahvehaneye gitsem her biri benden iş ve çeşitli dileklerde bulunacak. Ben ekonomi iyi derken bu sorulara ve istemlere niye muhatap olayım diyor, birey ekonomik bağımsızlığını yakaladığı an özgür iradesinin etkilenmesine müsaadte etmez.

Bu insanlarımızı bu duruma getirenler utansın.
KÜRT KÖKENLİ VATANDAŞLARIMIZI KENDİ ÜLKEMİZDE BİZE KIŞKIRTAN ABD ŞİMDİ DE ALEVİ VATANDAŞLARIMIZA EL ATTI.
Bir iddiaya göre;

2008 Ocak ayında kültürler mozaiği olan şehrimiz Hatay'a giden ABD Büyükelçiliği Siyasi İşler Müsteşarı olan Nicholas BURNS'un burada önce alevi dedelerini ziyaret ederek Alevi dedelerine "Size haksızlık yapılıyor, haklarınızı savunun dediği öne sürülmüş akabinde de ABD Büyükelçisi Ross WİLSON'un şubat ayı ikinci haftasında yapacağı Hatay gezisi öncesi AKP-CHP ve MHP'nin Hatay milletvekillerini yemeğe davet etmiş ve alevi dedeleri ile de görüşeceğinin öğrenildiği CHP Hatay Milletvekili Fuat ÇAY'ın danışmanları aracılığı ile ABD elçiliğine ulaşması ile birlikte WİLSON'un 6 Şubat'ta Hatay'a gitmesi ve yemeğin nedeninin gezi öncesi büyükelçinin bölgeye ilişkin milletvekillerinden bilgi almak istemesi olarak belirtmiş ve Fuat ÇAY CHP Lideri Deniz BAYKAL'dan izin almış.

Bu zat daha önce de Kürt kökenli Milletvekillerini yemeğe davet etmemiş miydi? İçişlerimize karışma eğilimi için ABD neyine güveniyor.Türkiye'de yaşayan Kürt-Alevi vatandaşlarımızı kışkırtması doğru mu? Yarın öbürgün Gürcü, Çerkez, Laz, Abaza, Zazaca konuşan yurttaşlarımızı da aynı gerekçelerle kışkırtma eğilimine girip bir iç çatışma zamini hazırlama çalışmaları içine girmezler mi?

ABD ve elçiliklerinin bir an önce dikkatlerinin çekilmesi Milli Birlik ve Bütünlüğümüz açısından iyi olacaktır.

  1. Kültürler mozaiği Hatay'a ABD'nin ilgisinin artması düşündürücü değil mi?
  2. Önce Kürt kökenli Milletvekillerini yemeğe kendi memleketimizde ayrım yaparak çağırması, arkadan Gazi Mustafa Kemal'in topraklarımıza kattığı Hatay'ın milletvekillerini çağırması düşündürücü değil mi?
  3. Özellikle başta ABD, İsrail, Ermenistan, Rusya, İngiltere ve Fransa'nın Güneydoğu'da arsa-tarla v.s. taşınmazları alması, özellikle tarıma elverişli olmayan yerlerden taşlı, kayalık araziyi dahi almaları, Ermenistan'ın da bu alım furyasına katılması, hatta sınıra sıfır noktasındaki Kilis'e bu yönde yönelmeleri düşündürücü değil mi?
  4. İşgal altında bir Türkiye gibi rahat hareket eden ABD'nin elçileri kanalıyla Kürt ve Alevi kökenli milletvekillerini çağırması düşündürücü değil mi?

Kurtuluş Savaşı'nda ve Cumhuriyet'in kurulmasında büyük bir özveri veren Alevi ve Kürt miletvekillerimiz Ata'sının; "Yurtta sulh, Cihanda sulh" anlayışı içerisinde ABD'nin amaçlarına hizmet etmeyecek ve Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda vatandaşlarımız arasına nifak sokmak isteyenlere karşı haklı mücadelesini her zaman Milli Birlik ve Bütünlüğü koruma uğruna verecektir.Burns ve Wilson gibilerine de ihtiyaçları yok, kendi içinde sorunlarını çözecek güçlü bir Türkiye Cumhuriyeti var...

Sağlıcakla Kalın...


web counter