
K.C.K / T.M MESELESİ
2011 Kasım ayı içerisinde Başbakan Erdoğan K.C.K.'yı bilmeyenler konuşmasın demiş ve bu beyanı çeşitli medya kuruluşlarında yayımlatmıştı.
Barış Haber Yorumlar 21 Kas 2011 Tıklama:1553 Son Haberler
PKK'nın Diriliş Bayram Gününe Dikkat!!!
12 Haziran seçimlerinden sonra PKK silahlı güçlerinin gayri nizami harp şeklinden, nizami harp şekline geçmek için hazırlıklar içerisinde olduğu, şehir...
Barış Haber Yorumlar 15 Nis 2011 Tıklama:2831 Son Haberler
SURİYE'DE YAŞANAN KARIŞIKLIĞI GAZETEMİZ 2010 HAZİRAN-TEMMUZ SAYISINDA DİLE GETİRMİŞTİ...
2011 Mart ayı içerisinde Suriye'de Devlet Başkanı Beşer Esad'a yönelik olduğu gerekçesiyle başlatılan karışıklıklar, isyanlar hala durmamış olup, bu ülkede...
Barış Haber Yorumlar 15 Nis 2011 Tıklama:2842 Son Haberler
BİR POLİS AMİRİNİN KALEMİNDEN “SENMİSİN SOLCU”
Polis olarak göreve başlayıp uzun bir süre 1 nci şube - siyasi şube - terörle mücadele şubeleri uhdesinde başarılı bir...
Barış Haber Yorumlar 15 Nis 2011 Tıklama:3034 Son Haberler
BAŞBAKAN ERDOĞAN İLK DEFA HAKLI "KKTC Türkiye'ye Nankörlük Yapıyor"
Geçtiğimiz Ocak ve Mart 2011'de Kıbrıslı Türk STK sendikaların düzenlediği ve Rum bayraklarının daha göze çarptığı "Toplumsal Varoluş" mitinginde taşınan döviz...
Barış Haber Yorumlar 02 Mar 2011 Tıklama:2740 Son Haberler
İŞSİZLİK, YOKSULLUK, KAÇAKÇILIK OLAYLARI…
İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü sitesinde 2010'u geride bırakmamızın ardından Türkiye…
ARTAN TERÖR OLAYLARI VE BAŞARISIZLIK İTİ…
Güneydoğu ve Doğu anadoluda artan bölücü ve bölgeci örgüt olan…
19 Mayıs 1919'u Kutlarken Atatürk Diyor …
EFENDİLER Avrupanın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve medeniyetleşmesine karşılık Türkiye tam tersine…
K.C.K / T.M MESELESİ

2011 Kasım ayı içerisinde Başbakan Erdoğan K.C.K.'yı bilmeyenler konuşmasın demiş ve bu beyanı çeşitli medya kuruluşlarında yayımlatmıştı.
Bence Habur olayındaki acemiliğini, ustalık döneminde nihayet anladığının göstergesi olarak görmek gerekir. Yıllarca uzman bir görevli olarak yaptığım araştırma ve kürtçülük faaliyetlerinin dayandığı sebepler, isyanlar, 1920 SEVR antlaşması, 2x2=4 eder prensibiyle güneydoğu ve doğu anadoluda gelinen son noktayı hep bir kişiyi veya bir oyu kaybetme uğruna işte Türkiye'nin gelişmesini istemiyorlar söyleminden öte hep gerçek amacı daima görerek hareket etmiş ve savunmuşumdur.
Şöyle geriye doğru hafızamızda kısa bir yolculuk yapalım;
- Kimi kürt sorunu yok dedi...
- Kimi kürt sorunu var dedi...
- Kimi ayaklanma, gösteri v.s. baş kaldırı eylemlerini terörist, anarşist faaliyetler olarak gördü...
- Kimi bu sorun geçmişte kaldı dedi...
- Kimisi de 30 yıllık bir PKK sorunu var dedi...
Böylece aylar yıllar geçti, iktidarlar değişti, şehitler verildi, Devlet yatırımları zarar gördü, iş alan şirket araçları kaçırıldı, yakıldı, insanlar kaçırıldı, arazilere mayın döşendi, hayvanlar da dahil çocuk, genç, yaşlı ve nice görevliler öldürüldü.
Savaşta her şey mübahtır anlayışı ile hareket eden son literatürde terörist örgüt diye adlandırdığımız fakat ABD ve AB ülkeleri ile diğer bazı ülkelerin milis kuvvetler diye nitelendirdiği PKK haraç alma, her türlü kaçakçılık olaylarına ve illegal olarak para toplama faaliyetlerine hız verdi ve vermeye devam ediyor.
Yer yer oluşturduğu silahlı kanat vasıtası ile de mobil timler oluşturarak devlet kuvvetlerine ve tesislerine saldırılarını sürekli sürdürdüler. Devlete baş kaldırdılar, Türkçe eğitimi istemediler, yerleşim yer adlarını ve kuruluşlarını kendileri yine kendi belirledikleri adlarla oluşturma yoluna gittiler. Diyarbakır'da gölge meclisler oluşturup kendilerini T.C. mahkemeleri değil de kendi yargı mercilerinde yargılanma yolunu illegalde seçtiler, polis birimini, vergi birimini v.s. birimleri oluşturdular.
Sonuç: Bu tür faaliyetler durdu mu? durduruldu mu?
Cevap: KOSKOCA BİR "HAYIR", AKSİNE DEVAM EDİYOR.
Peki neden hala her türlü eylemler baş kaldırılar devam ediyor. İşte burada duralım ve sizlere siyasilerden bazıları ile bazı görüş sahiplerinin basit geçiştirmelerine bir örnek vererek devam edelim. "Bu PKK eylemidir, teröristlerin hareketidir, 30 yıla dayanıyor" v.b. söylemler hep devam etti, ediyor.
Güneydoğu ve doğu anadolu merkezli gelişen ve metropollerde de küçük başlı eylemlerle isyana, ayaklanmaya dönüşen bu hareket 30 yıla dayanmıyor... Çok çok eskilere dayanıyor.
Kısaca müsaade ederseniz 2x2=4 anlayışı ile açıklamak istiyorum.
1-) 1514 yılında Yavuz Sultan Selim zamanında kazanılan "kendi sosyal yapılarını koruma, özerklik ve özgürlüklerinin (geleneksel üretim ve yönetim şekli) 1639 da yapılan Kasr-ı Şirin antlaşması ile İran sınırı çizilince Osmanlı toprakları içerisinde kalmaları ve kendi toprakları olarak adlandırdıkları yerlerde İran ile savaş da bitince Osmanlı'ya uymaya zorlanmaları ve daha önceki özerklik ve özgürlüklerinin yavaş yavaş yok olmaya başlaması sonucu ayaklanma ve isyanlara kalkışmışlar ve şimdiki güneydoğu anadolu coğrafyası içinde yer alan illerde Diyarbakır başkent olmak üzere 30 vilayette ilk etapta yaşayan kürt halkına özerklik kazandırmak, bilahare otonomi elde etmek nihai olarak da demokratik yollarla kürt toprağı olarak kabul edilen İran-Irak-Suriye topraklarının da içinde bulunacağı Birleşik Demokratik bir Kürdistan devletini kuzey Irak'ta üstlenen KDP'ye bağlı olarak Marksist-Leninist ilkeler doğrultusunda kurmalarına ABD'nin başını çektiği AB ve diğer bazı ülkeler de razı olduğundan bu yönde karar verdiklerinden;
- Osmanlı İmparatorluğu dönemi
- Meşrutiyet dönemi,
- Cumhuriyet ve sonrası isyan hareketlerini hep sürdürmüşlerdir.
II nci meşrutiyet döneminde ve Cumhuriyet döneminde kürt cemiyeti ve yurtları oluşturarak gerek yurt içi ve gerekse yurt dışı legal örgütlenme yollarını deneyerek dış ülkelerde lobisel faaliyetlerine hız vermişlerdir.
2-) 10 Ağustos 1920'de imzalanan Sevr anlaşmasının kürt bölgesi başlığı altındaki 62-64 ncü maddelerinde; "Kürtlerin Fırat'ın doğusundaki kürt vilayetlerinde özerk kürdistan kurulmasına yani bir yerel yönetim düzeni kurmaya ve milletler cemiyetine bağımsızlık için başvurmaya Türkiye ses çıkarmayacak ve tanıyacak" şeklindeki ifadelerden de cesaret almışlardır.
3-) Yukarıda 1 nci maddede belirttiğim amacı gerçekleştirmek için de illegal de;
- 1945 yılında İran'da KDP,
- 1946'da Irak'ta KDP,
- 1960'da Suriye'de KDP,
- 24 Ocak 1965'te de Türkiye'de KDP (Kürdistan Demokrat Partisi)'ni oluşturmuşlardır.
Türkiye'mizde kurulan parti 1968'de deşifre olunca Türkiye'de ki örgütlenmeyi kuzey Irak'tan yönetmek için Türkiye'de Kürdistan Demokrat Partisi (KDP-T)'ni oluşturmuşlardır. Partiya Demokrata Kürdistan (PDK-KDP)... Daha sonraları bir takım isimler altında ocak, dernek şeklinde örgütlenmeye devam etmişlerse de Öcalan 1975 yılında Ankara Tuzluçayır'da PKK'yı kurma aşamasına geçip 27/28 Kasım 1978 tarihinde Diyarbakır Lice Ziyaret köyünde örgütün tüzüğünü hazırlayarak illegal olarak partileşmiştir.
1984'te silahlı mücadeleyi esas alan örgüt Hezen Rızgariye Kürdistan (Kürdistan Kurtuluş Birliği - HRK) askeri birliğini yani ordusunu kurmuştur. Sonraki ismi Arteşe Rızgariye Gele Kürdistan (Kürdistan Halk Kurtuluş Ordusu - ARK), 1985'te (ERNK)'i kurmuştur. Legal olarak da çeşitli adlarda dış lobisel faaliyetleri hızlandırmak ve mesajlarını tepkisel hareketlerle duyurmak için Meclis'e girecek partilere hep izin vermişler ve yöneticilerini atamışlardır.
Özetlersek;
- Amaç tamam,
- Parti tamam,
- Ordu tamam,
- Yayın kuruluşları tamam,
- İç ve dış temsilcilikler tamam,
- Bayrak tamam,
- Başkent tamam,
- Dil tamam
- Güvenlik güçleri tamam,
- Vergi memurları tamam,
- Yerel yönetim başkanı tamam (Öcalan),
o halde geriye ne kaldı...
- Gölge meclisi,
- Sınırların çizimi,
GÖLGE DEMOKRATİK BİR MECLİS yani K.C.K. / T. M. (Kürdistan Topluluklar Birliği Türkiye Meclisi - Komacivaken Kürdistan)
yukarıda saydığımız dört ülkede mevcutkürt liderler avrupa, ABD ve diğer ülkelerde lobisel faaliyetleri bu ülkelerin korumasında hızlandırmak için yaptıkları bir dizi toplantılar neticesinde Irak bölgesel kürt yönetiminde önceden rıza göstermesiyle birlikte 2003 sonunda K.C.K. / T.M. gölge meclisin kurulması kararlaştırılır ve 2005 Mart ayında tamamen faaliyete geçerek gerek yurt içi ve gerekse yurt dışından gönderilen paralarla da desteklenmesi sağlanmıştır.
İşte yukarıda görüleceği üzere K.C.K. / T.M. Türkiye Cumhuriyeti'ne illegal olarak paralel özerklik için oluşturulan bir yapılanmadır.
Zaten 14 Temmuz 2011'de Diyarbakır'da oluşturulan STK adıyla öne çıkan sözde yöneticilerinin de K.C.K. / T.M. içinde görev almalarının verdiği yetki doğrultusunda artık özerkliğimizi ilan ediyoruz demeleri de bunun bir dayanağıdır.
Fakat ABD ve AB ile bazı diğer ülkeler, "durun ne yapıyorsunuz, sizlerin Birleşik Kürdistan'ı oluşturmanıza yardımcı olabilmemiz için henüz Suriye ve İran'a yapılan harekette Türkiye'yi tam olarak razı edemedik" demeleri ile birlikte Türkiye Kürdistan'ı geri adım atmış ve "şu an şartlar müsait değil" demiştir.
Erdoğan bu durumu da etkisinde kalmayıp kavrarsa, komşularla iyi ilişkiler kurmayı sağlar, aksi takdirde emperyalist ABD'nin başı çektiği ülkelerin ekmeğine yağ sürer ve toprak kaybına uğrarız,
Sağlıcakla kalın...
Fuat YILMAZ





