Türkiye'de Barış Gazetesi abone olun kitabınız-gazeteniz ve Atatürk posteriniz adresinize ücretsiz ulaşsın
TÜRKİYE'DE KÜRTÇÜLÜK FAALİYETLERİ

Artık güçlü bir Türk Cumhuriyeti var ve politik açıdan üç tarafı denizlerle çevrili olması, yeraltı zenginliklerine sahip olması, kuzey-güney-doğu-batı komşulara ulaşım yönünden merkezi konumda olması, stratejik konumda olması, milli birlik ve beraberliğini sağlamış güçlü bir Türkiye görmek istemeyen dış ulus ajanları ve provakatörleri özellikle öncelik olarak Güneydoğu Anadılu bölgesinde yaşayan kürt kökenli yurttaşlarımızı ve dini yönden ise alevi vatandaşlarımızı üzerinde yaşadığı Türkiye Cumhuriyetine karşı kışkırtmak için yurdumuza diplomat, araştırmacı yazar, sosyolog, arkeolog, doktor, öğretim görevlisi, gazeteci, yabancı dilde ders veren öğretmen, sivil toplum temsilcisi, tarım ürünleri veya maden ürünleri ekolojik denge araştırmacıları, belgesel çekim ekibi olarak seyyah kimlikleri ile girmekte ve Türkiye'mize yönelik faaliyetlerini sürdürmekte olan bu ajanlar çalışma belgelerini bir şekilde kendilerine görev veren ilkelere ulaştırmakta, vatanımıza yasal yollarla ve mevcut prosedüre uygun olarak gelebiliyorlar ve yasalarımızı çok iyi biliyorlar. İnsana dayalı casısluk, ajanlık ve istihbari faaliyet gösteriyorlar. Temas kurdukları insanların kafalarına giriyorlar. Maddi güçlük içerisinde olanlarla temaslarını sıklaştırarak destekliyorlar, misyonelerlik faaliyetleri ile de bu işi perçinliyorlar. Bulundukları veya görev alacakları yer hakkında önce araştırma yapıyorlar ve sonra ulaşınca bulunduğu yerin altyapısı ile ilgileniyorlar, sosyologlar kanalı ile eğitimlerini tespit ediyorlar ve bu yapı belirlendikten sonra artık kışkırtma ve mutluluk, özgürlük ve gelecek vaad edip bağımsız bir devlet kuracaklarını haklarını alabileceklerini belirterek ortalığı karıştırıp devlete başkaldırabilecek bir kesim, bir grup, bir kuruluş oluşturma yoluna gidiyorlar ve daha sonra geri çekiliyorlar, yasal yollarla geldikleri için suçları tespit edilmedikçe rahatça faaliyetlerine devam ediyorlar. Suçu tespit edilenler ise yakalanıp gereği mevcut yasalar doğrultusunda yapılıyor. Türkiyemizde en çok ajan bulunan ülke ise ABD uyruklular oluşturmaktadır. Bölücü ve bölgeci faaliyetler gösteren PKK ve diğer örgütleri kürt sorununu gündeme getiren Kürdistan'ı kurun, hakkınız diyen yabancı ulusların Türkiyemizi bölmeye, parçalamaya yönelik ve menfaatlerine uygun bir yapı oluşturmamaları için milli birlik ve bütünlüğümüzü, iç huzurumuzu korumak için Türk milleti olarak silaha dayanmadan sosyologlarımız, bilim adamlarımız, sivil toplum kuruluşlarımızla, insanlarımızı çizilmiş sınırları üzerinde yaşayanların hepsi bizim yurttaşımızdır diyerek görerek sanatçı ve aydınlarımızla el ele vererek 1923 Lozan Antlaşması ile belirlenen azınlık olarak görünen vatandaşlarımızın da hislerine kulak vererek biz Türk milleti olarak yörelerimizi kalkındırarark, insanlara iş ve aş vererek, silahsızlandırarak, üretkenliğe onları yönlendirerek, okuyanlara bedava burs vererek, örgüt hakimiyetinden kurtulmalarını sağlayabiliriz.

Bütün bunları da yapsak kışkırtıcılar haliyle boş durmayacaktır, örgütsel faaliyetler kürtçülük adı altında devam edecektir, çünkü 1639'dan bu yana devam etmiş, yerine göre ekonomik ve askeri müdahaleler ve göçe zorlanma ile başkaldırı hareketleri ve kürtçülük faaliyetleri durdurulmuş gibi görülse de yukarıda izah ettiğimiz gibi bu yönde oluşturulan isim babında örgütler çökeltilir, yok edilir ama kürtçülük ve güya bağımsız kürdistanı oluşturma faaliyetleri diğer dış ulusların kışkırtmaları sınırlarımız içinde ve dışında zaman dilimi içerisinde diğişik isim ve örgütlerle de sürekli gündemde tutulacağa ve devam edeceğe benziyor. Kısacası bu tür faaliyetlerin devam edeceği karşı taraf özgürlük istemleri ele alındığında geçmişten bu güne kadar yaşadık ve hala yaşıyoruz. İşte kürtçülük faaliyetleri, amaç ve aşamaları;

TÜRKİYE KÜRTÇÜLÜK FAALİYETLERİ VE AMAÇLARI

Kürtçülük yurt ve toprak bütünlüğüne yönelik bir faaliyettir, güney ve doğu illerinde bulunan 22 vilayet üzerinde ilk etapta yaşayan kürt halkına özerklik kazandırmak, bilahare otonomi elde etmek, nihai olarak da demokratik yollarla kürt toprağı kabul edilen İran-Irak-Suriye topraklarının da içinde bulunacaği birleşik demokratik bir Kürdistan devletini Kuzey Irak'ta üstlenen KDP'ye bağlı olarak Marksist-Leninist ilkeler doğrultusunda kurmayı amaçlar. Osmanlı imparatorluğu döneminde aşiret, beylik emirleri sistemiyle yaşamlarını sürdüren kürt halkının Cumhuriyet öncesi ve sonrası tespit edilen aşiret sayısı 804 olduğu ve aşiretlerinin yurt içinde yerleşik, göçebe ve yarı göçebe olarak yaşamlarını sürdürdükleri, Kürtçülük faaliyetlerini gerek cumhuriyet öncesi Osmanlı İmparatorluğu ve gerekse Cumhuriyet sonrası hız kazanmaına neden olarak 1514 yılında Yavuz Sultan Selim zamanında kazanılan kendi sosyal yapılarını koruma özerklik ve özgürlüklerinin geleneksel üretim ve yönetim şekli 1639'da yapılan Kasri-şirin Antlaşmasıyla ve İran sınırının çizilmesi ile birlikte Osmanlı topraklarının içinde kalmaları üzerine kazanılan özerklik ve özgürlüklerin yavaş yavaş yok olmaya başlaması sonucu ayaklanma-isyanlara kalkışmalarıdır.

KÜRT İSYANLARI

  1. İmparatorluk Dönemi İsyanları
    1. Babanzade Abdurrahman Paşa isyanı,
    2. Babanzade Ahmet Paşa isyanı,
    3. Zazaların isyanı,
    4. Yezidilerin isyanı,
    5. Şerif Ahmet Han isyanı,
    6. Garzan Kürtleri isyanı,
    7. Abdullah isyanı,
  2. Meşrutiyet Dönemi İsyanları
    1. Bedirhaniler isyanı,
    2. Halil Ağa isyanı,
    3. Ali Remo isyanı,
    4. Şeyh Selim isyanı,
    5. Şehabettin isyanı,
    6. Ali isyanı,
  3. Cumhuriyet Sonrası İsyanlar
    1. Nasturi isyanı,
    2. Jilyan isyanı,
    3. Şeyh Said isyanı,
    4. Seyid Taha ve Seyid Abdullah isyanı,
    5. Reşkotan ve Reman isyanı,
    6. 2. Şemdinli isyanı,
    7. Güyan isyanı,
    8. Haco isyanı,
    9. 1. Ağrı isyanı,
    10. Kocuşağa isyanı,
    11. Hakkari isyanı,
    12. 2. Ağrı isyanı,
    13. Biça isyanı,
    14. Resul Ağa isyanı,
    15. Zeylan isyanı,
    16. Tutaklı Alican isyanı,
    17. 3. Ağrı isyanı,
    18. Oramar-Semi Ahmet isyanı,
    19. Buban Aşiret isyanı,
    20. Abdurrahman isyanı,
    21. Sason isyanı,
    22. Abdül Kudüs isyanı,
    23. Dersim isyanı,

Buraya kadar Türkiye'de Kürtçülük faaliyetleri doğrulrusunda gerçekleştirilen ve silahlı askeri karşı saldırı sonucunda dağılan, bozguna uğratılan gerek imparatorluk ve meşrutiyet ve gerekse cumhuriyet sonrası yapılan ve Tanzimat ve ıslahat fermanları akabinde başlatılan belli başlı isyanları sayısal olarak saydık.

2. Meşrutiyet sonrası kürt cemiyetleri ve yurtlar (Cumhuriyet dönemi dahil)

  1. Kürt teadima ve terakki cemiyeti
  2. Kürt teali ve terakki cemiyeti
  3. Kürt İstiklal Cemiyeti
  4. Avrupa Kürt Talebe Cemiyeti
  5. Kürt Talebe Cemiyeti İstanbul Şubesi
  6. Dicle Öğrenci Yurdu
  7. Diyarbakır Öğrenci Yurdu

Kürtçülük Faaliyetlerinin Yurt Dışı Etkilemeleri

  1. Muhatap Kürt Cemiyeti
  2. Kürdistan Demokrat Partisi (İran-1945)(KDP)
  3. Kürdistan Demokrat Partisi (Irak-1946)(KDP)
  4. Kürdistan Demokrat Partisi (Suriye-1960)(KDP)
  5. Türkiye'de Kürdistan Demokrat Partisi (Irak-1971)(KDP-T)

Türkiye'de kürtçülük faaliyetleri 1960 yılında yeniden hız kazanmaya başlamış ve 1961 anayasasının getirdiği haklarla dernek-cemiyet olarak faaliyetlerini yürüttüler. Daha sonra illegale geçerek faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. 24 Ocak 1965 yılında Türkiye'de İran-Irak ve Suriye'de faaliyetlerini sürdüren KDP'sinin Türkiye'de başlı başına faaliyet gösterecek Türkiye de Kürdistan Demokrat Partisi illegal de 24 Ocak 1965'te kuruldu. 1968 yılında deşifre olmalarından sonra Kuzey Irak'ta TKDP'nin adı önüne "de" hecesini getirerek Türkiye'de Demokrat Kürdistan Partisini (KDP-T) oluşturmuşlardır. (21-22 Kasım 1991'de) daha sonra ismini, Partiye Demokrata Kürdistan - Kürdistan Demokrat Partisi (PDK-KDP) olarak değiştirmiştir.

1969 yılı öncesinde TİB ile bağlantılarını sürdüren kürtçülük faaliyetleri yanlıları 1969'da ilk defa Devrimci Doğu Kültür Ocakları'nı (DDKO) kurmuşlar, 1971'de Şivancılarda paralelde harekete girişmişler. DDKO'lar 12 mart 1971 muhtırası ile kapatılmış,şivancılar da mola Barzani (Baba Barzani) tarafından liderlerinin öldürülmesi ile birlikte etkinliklerini yitirmişlerdir. 1974 af kanunu akabinde cezaevinden çıkan militan kadrolar, legal faaliyetlere Devrimci Demokratik Kültür Derneği (DDKD) 1974 yılında Ankara da kurularak devam etmişlerdir. Ancak Diyarbakır DDKD kurulunca Diyarbakır Devrimci Demokratik Kültür Derneği genel merkez hüviyetine bürününce illegal de kürtçülük faaliyetleri tam manasıyla başlamış oldu. Aşırı solun tüm mitinglerine iştirak edip kendi sloganlarını kullanarak destek arayışı ile propaganda çalışmalarına girdiler.

Devrimci Demokratik Kültür Derneği (DDKD) Diyarbakır Devrimci Demokrat Kadınlar Kültür Derneği (DDKKKD), Anti sömürgeci Demokratik Kültür Derneği, Kültür Yardımlaşma Derneği, Devrimci Doğu Kültür Ocakları gibi dernek ve ocakları kurarak faaliyetlerini legal ve illegalde devam ettirmişler.

Daha sonra TÖB-DER içerisine de sızan DDKD militanları etkinlik kazandılar. Her 21 Mart'ı güya Kürtlerin kuruluşu olarak yeni gün anlamında Nevruz olarak kutladılar. Bilahare doğu ve Güneydoğu illerinde faaliyet gösteren diske sızarak zamanla bu illerdeki diski ele geçirerek seslerini duyurmaya başladılar.Hatta DDKD'liler Ankara ve Diyarbakır belediyelerine de sızarak bu kuruluşlara yerleştirdikleri elemanları ile de faaliyetlerini sürdürerek sempatizan kadrolar oluşturdular ve etkinlik kazanarak yayılma çabası içerisine girdiler, üniversitelerde, okullarda, fabrikalarda sempatizan çalışmalarını sürdürdüler, zaman zaman da miting, toplantı ve panellerde Kürtlere özgürlük anlamında Azadı Kürdi sloganlarını attılar ve seslerini duyurmaya devam ettiler, Türk solundan medet umdular.

Bu arada Ankara Yüksek Öğrenim Derneği (AYÖD) isimli Marksist-Leninist ideolojiyi benimseyen Radikal gençlik organizasyonu içerisinde bulunan Abdullah Öcalan, "Türk solu bizim ihtiyaçlarımıza cevap vermiyor, kendi örgütümüzü kendimiz kuralım" diyerek 1975 yılında Ankara-Tuzluçayır'da PKK'yı (Partiye Karkeren Kürdistan İşçi Partisi)'ni kurmaaşamasına gelmişler ve 27-28 Kasım 1978 tarihinde Diyarbakır Dicl Ziyaret köyünde örgütün tüzüğünü hazırlayarak Diyarbakır ili merkezindeki Günaydın apartmanında örgüt adını karar altına alarak faaliyetlerine lideri olan Abdullah Öcalan'ın ismine izafeten Apocular UKO (Ulusal Kurtuluş Ordusu), Kürdistan Devrimcileri gibi isimlerle devam etmişlerdir. Örgüt 1984 yılında Hezen Rızgariye Kürdistan-Kürdistan Kurtuluş Birliği, (HRK) isimli askeri kanadını kurarak silahlı mücadeleyi bundan böyle esas aldıklarını belirtmişlerdir, daha sonra ARK olarak ismi değiştirilerek (Ateşe Rızgariye Gele Kürdistan) Kürdistan Halk Kurtuluş Ordusu adını almıştır. Yine örgüt Eniya Rızgariya Netava Kürdistan (ERNK) Kürdistan Ulusal Kurtuluş Cephesini 21 Mart 1985'te kurmuştur.

Yazı Dizimiz Devam Edecektir....


web counter