3-2.jpg

MİLLİYETÇİLİK

Dikkat, yeni bir pencerede aç. Yazdıre-Posta

IWIW megosztásStartlap kedvenchezGoogle könyvjelzőLink megosztása: Del.icio.usTwitterAjánlás a linkter.hu-raAjánlás a vipstart.hu-raFacebookDiggAjánlom a GururaBlogtér ajánlás

Milliyetçilik; milli olmak, milletini sevmek, millete ait olana saygıyla yaklaşmak, milletini diğer milletlerden önemli görmek, milleti için çalışmak, kısacası milliyetçilik; bir milletin kendine özgü kültürüne, geleneğine bağlı kalarak kültürünü ve geleneğini yaşatma inancında olan görüştür.

 

Benim izlenimim, bizim aydınlarımızın büyük bir bölümünün milliyetçiliği tehlikeli görmesi ve göstermesinden kaynaklanan bir olumsuz anlaşılma ile karşı karşıya olduğumuzdur. Evet, aydınlarımız şunu iyi tahlil etmemişlerdir, bu milletten hiç bir zaman bir Hitler, Mussoluni veya Stalin çıkmamıştır. Bizim milliyetçiliğimizden Fatih ve Atatürk gibi dahiler çıkmıştır. Bu iki lider de kendi inanışlarının dışındaki başka milletlerle uzlaşarak anlaşma yolları arayıp bulmuşlar ve onların yaşam haklarına saygıyla yaklaşmışlardır. Gerçek milliyetçilik etnik köken ayırmaksızın yapılan milliyetçiliktir.

Bunun sebebi; bizdeki milliyetçiliğin kaynağının milletimizin dilinin yanı sıra dini inançlara da dayanmasındandır. Din, evrensel olduğundan aynı inancı paylaştığımız başka milletleri de kendimizden birileri olarak görmüşüz. Bu da bizim milliyetçiliğimizi ırkçılıktan uzak tutmuş ve milliyetçiliğimizin faşizme kaymasına mani olmuştur. Bu yaklaşımlarla şunu anlatmak istedim, paranoyakça yaklaşılmadıkça Türk milliyetçiliğini ırkçılık ve faşizm ile suçlamak haksızlıktır.

Siyaset bilimciler milliyetçiliği dört başlık altında incelemişlerdir. Liberal milliyetçilik, muhafazakar milliyetçilik, yayılmacı milliyetçilik ve antiemperyalist milliyetçilik olmak üzere... Liberal milliyetçilik, her milletin hem yaşamsal hem de insani haklarda eşit olduğunu var sayar. İnsanların kendi milletinin çıkarları için başka milletlerin çıkarlarına zarar verilmesini meşru saymaz. Muhafazakar milliyetçilik, kendi geleneklerini ve kültürünü başka kültürler karşısında korumayı öncelik almıştır. Kendine benzeyen insanlarla yaşamayı isteyenlerin tercihidir. Milliyetçilik bu haliyle gelenekçilik olmaktadır, gelenekçilik milliyetçiliğe nostaljik ve geçmişe dönük bir karakter verir.Muhafazakar miliyetçiler, kültürel saflığı ve yerleşik gelenekleri sürdürmekten yanadırlar. Bunun yanı sıra kendilerini milliyetçi sıfatlara büründüren etnik köken ayrımcılığı yaparak milletimize zarar veren kuruluşlar da vardır.

Yayılmacı milliyetçilik ise saldırgan ve yayılmacı bir karaktere sahiptir. Yirminci yüzyılda ikinci dünya savaşı da bu milliyetçilik ve emperyalist düşünceler yüzünden çıkmıştır. İkinci dünya savaşı büyük ölçüde Almanya, İtalya ve Japonya'nın yayılmacı emellerinden kaynaklanmıştır. Bütün insanlığın huzurunu kaçırmış, milyonlarca insanın da ölmesine neden olmuştur. Milliyetçiliğin kötü imaj ile anılması da bunlar yüzündendir. Diğer milletlerin ve ırkların düşman oldukları saplantıları vardır, bu milliyetçi yöntemi benimseyenlerde sosyolojide bir terimde şöyle denilir; "Etnik köken milliyetçiliği yapmak, bir toplumun yok olmasına sebebiyettir." basitçe açıklamış milliyetçiliğin nasıl olması gerektirğini...

Anti-emperyalist milliyetçilik, gelişmekte olan ülkelerde gelişen milliyetçilik yöntemidir. Bu milliyetçilik şekli sömürgeci, işgalci ve emperyalist ülkelere karşı vatanlarını savunmak için gelişmekte olan ülke insanlarının benimsediği yöntemdir. Bu milliyetçilik örneğine bizim milletimiz çok güzel bir örnektir. Emperyalist ülkelere Çanakkale'de ve kurtuluş savaşının bir çok cephesinde insanların vatanları ve inançları için ne yapabileceklerini gçstermişlerdir.

Bütün bunların yanı sıra bana göre milliyetçiliği daha anlaşılır kılmak için, iki başlık altında incelememizin yararı var diye düşünüyorum. Birincisi manevi milliyetçilik, ikincisi maddi milliyetçiliktir. Manevi milliyetçilik daha çok kültürel kaynaklı olup, bizim değerlerimizden beslenerek düşünce hayatımızın inşasında önemli bir rol üstlenmektedir. Bu yönüyle kültürel yapımızdan beslenen manevi milliyetçiliğe gerekli önemin verilmesi halinde, toplumsal hayatımızın da daha huzurlu olacağını düşünüyorum. Bizim inanç, tarih ve kültürel kaynaklarımız ise Orhun yazıtlarıyla başlayıp, Kur-an'ı Kerim ile devam etmektedir.

Maddi milliyetçilik alanı ekonomi alanıdır. Milli bir ekonomiyi geliştirmek için uğraş verir. Bu uğraş ülke düzeyinde neye ihtiyaç duyulursa onun üretimi ve yapımı ile ilgili yöntemler geliştirme çabası diye tanımlanır. Bu milliyetçilik yöntemi, ihracat ve ithalat da dahil olmak üzere bütün mal arzını ve talebini değerlendirerek ülkemizin ve milletimizin çıkarlarını korumak için yol ve yöntemler geliştirmenin gerekliliğini düşünen insanların tercih ettiği bir milliyetçilik yöntemidir. Her iki milliyetçilik de birbirini desteklemedikçe başarılı sonuçlar alınamaz.

Manevi alandaki gelişmeler maddi gelişmelere, maddi alandaki gelişmeler de manevi alanda zenginliklere ve gelişmelere neden olacaktır. Milletimizin her iki alanda da gelişmesi için her siyasi gruba ve kuruma görev düşmektedir. Ülkemizin ve milletimizin her alanda gelişebilmesi için bu milletin fertlerinin ahlaklı, adil, sorumluluk sahibi kişiler olmasından ve görevlerimizi iyi yapmaktan geçmektedir. En iyi milliyetçiler görevlerini en iyi yapan kişilerdir. Yazımı M.KEMAL ATATÜRK'ün sözüyle bitirmek istiyorum.

"En iyi bireyler, kendinden çok bağlı olduğu toplumu düşünen, onun varlığı ve mutluluğuna yaşamını veren insanlardır."

SAYGILARIMLA...


Cumali GEÇİLİ

JP-Bookmark